10 Ocak 2012 Salı

DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ

DESTEK VE HAREKET SİSTEMLERİ

      Canlılar, kendilerine has şekillerinin oluşması,iç organlarının rahat çalışması ve dış etkenlerden korunması için destekleyici sistemlere ihtiyaç duyarlar.Canlıda bu görevleri deri,kas ve iskelet gibi destek dokuları sağlar.Destek dokunun canlılarda iki önemli görevi vardır.
·         Canlıya şekil vermek ve iç organları korumak,
·         Hareketi ve dik durmayı sağlar.
   Gelişmiş hayvanlarda destek ve hareketi sağlayan iskelet ve kas sisteminin çalışmasını sinir sistemi ve endokrin sistem birlikte düzenler.

BİR HÜCRELİLERDE DESTEK VE HAREKET

    Bir hücrelilerden amiplerde koruyucu bir tabaka bulunmaz.  Diğer bir hücrelilerde ise gelişmiş destek yapıları olmamasını rağmen,onlara şekil veren bazı yapılar vardır.Bazı bir hücrelilerde organik madde ve SiO2  ve CaCO3 gibi inorganik maddeler içeren salgılar destek sağlayan yapıları oluşturur.Bir hücrelilerde görülen bu tip yapılar, örtüler, kabuklar, zırhlar ve evciklerdir. Örneğin; Foraminifera ve Radiolaria gibi canlılarda hücre zarı üzerinde delikli bir kabuk bulunur.
    Terliksi hayvan gibi bazı bir hücrelilerde hücre zarının  üzerinde “pelikula” denilen,elastik ve  ışığı geçiren bir örtü vardır.Pelikula,hem hücreye desteklik sağlar hem de hücreye belirli bir şekil kazandırır.Bir hücrelilerde yalancı ayaklar,kamçılar veya siller bu canlıların hareketinde görev alır.
     Bir hücreliler bulundukları ortamda iki şekilde eder. Eğer canlı hareket etmek için enerji kullanmıyor,içinde bulunduğu ortamın hareketi ile yer değiştiriyorsa,buna pasif hareket denir.
    Bazı bir  hücrelilerde ise hareket etmek için özel yapılar gelişmiştir. Bunlar ayaklar,sil ya da kamçılardır.Canlı hareket ederken bunları kullanır ve enerji harcar.Bu şekilde yapılan hareketlere aktif hareket denir.


                                               BİTKİLERDE DESTEK VE HAREKET



Otsu bitkilerde özelleşmiş bir destek dokusu yoktur.Bu bitkilerde destek sağlayan,bitkiye diklik ve sertlik veren “turgor” basıncıdır.İleri yapılı bitkilerin genç dokularında da desteklik yine turgor basıncı ile sağlanır.Turgor basıncı,bilindiği gibi hücre içeriği nedeni ile hücreye alınan  suyun çepere yaptığı basınçtır.Su yetersizliği durumunda hücrelerdeki turgor basıncı azalır.Bu durum yaprakların buruşmasına ve çiçeklerin solmasını neden olur. Çok yılık odunsu bitkilerde desteklik görevini,çeperleri kalınlaşmış destek doku hücreleri üstlenmiştir.Çok yıllık odunsu bitkilerde desteklik görevini üstlenmiş dokular iki çeşittir.
Bunlar sert doku ve pek dokudur.  Pek doku çiçek;meyve ve yaprak saplarında bulunur.Hücreleri canlı olup hücre çeperleri pektin ve selülozla kalınlaştırılmıştır.Sert doku hücrelerinin çeperi  lignin maddesinin biriktirmesi ile pek doku hücrelerinde daha fazla kalınlaşma göstermiştir.Hücreleri cansızdır.Bu doku bitkinin odunlaşma gösteren kısımlarında bulunur.
   Bitkilerde desteklik sağlayan sadece ağaç gövdelerinde değil,meyve tohumlarında da bulunur.Meyve ve tohum yapısında bulunan destek elemanlarının çeperleri çok kalınlaşmış taş hücreleri oluşturur.Bu yapılar, basınç ve ezilmelere karşı koruyucudur.Bunlar ceviz,fındık,badem gibi meyve çekirdeklerinin kabuklarında,ayva ve armut gibi meyvelerin etli kısımlarında bulunur.Bütün bunların dışında iletim demetleri de destekliğe yardımcı olur.
     Bitlilerde,hayvanlarda olduğu gibi yer değiştirme şeklinde hareketler görülmez.Ancak bitkiler,bir uyarı olduğu zaman durum değiştirme hareketi yapar.Bitkilerde görülen durum değiştirme hareketlerini  “irkilme” denir.Bitkilerde bu şekilde pasif de olsa meydana gelen yön ve durum değiştirme hareketleri bitkini kendine uygun gelişim koşullarından yararlanmasını sağlar.Bitkideki hareket,uyaranın geliş yönünden uzaklaşma veya uyarana yaklaşma şeklinde gerçekleşebilir.


OMURGALI HAYVANLARDA DESTEK VE HAREKET

    Köpek balıkları hariç diğer omurgalılarda embriyo döneminde kıkırdak dokudan oluşan iç iskelet daha sonra kemik dokuya dönüşür.
    Kurbağalar, kara hayatına geçiş yaptığından daha gelişmiş bir iç iskelete sahiptir.Özellikle hareketi sağlayan üyelerde büyük bir gelişme görülür.Süngerlerde kaburga ve göğüs kemiği iç organların korunmasına yarayan bir göğüs kafesi oluşturur.
     Kuşlarda uçma işlevine uyacak şekilde yapısı vardır. İskeletteki büyük kemikler içerisinde vücut ağırlığını azaltmak amacıyla hava boşlukları bulunur.Memelilerde diğer canlılara göre daha gelişmiş bir iskelete yapısı görülür.
    Omurgalılarda kaslar genellikle kemiğe bağlanmıştır. Bu yapılaşma canlıya hareket üstünlüğü ve hız kazandırır. Omurgalılarda yaşam tarzına göre gelişen hareket biçimleri ortaya çıkmıştır ve hareketleri sinir,duyu organları ve hormonların etkisiyle düzenlenir.
  Omurgalı hayvanlarda bulunan iç iskeletin görevleri şu şekilde sıralanabilir:
·         Vücuda desteklik sağlar.
·         Kaslarla birlikte hareketi sağlar.
·         Vücuda şekil verir.
·         İç organları dış etkilerden korur ve bu yapıların tutunmasını sağlar.
·         Mineral deposu olarak iş görür.
·         Taşıdığı kırmızı kemik iliği sayesinde kan hücrelerinin yapımında görev alır.




                                            OMURGASIZ HAYVANLARDA DESTEK VE HAREKET

    Bazı omurgasız hayvan türlerinde iskelet sistemi bulunmaz. Bu tip omurgasızlarda vücut sıvıları ve kas sistemi destek ve hareket etme görevini üstlenmiştir.Gelişmiş omurgasız hayvanlarda destek görevini iskelet sistemi üstlenmiştir.Herhangi bir iskelet taşımayan omurgasız vücut sıvısı ve kan desteklik görevi yapar.Buna hidrostatik iskelet denir.Örneğin halkalı solucanlarda bu tür bir iskelet bulunur.
    Halkalı solucanlarda düz kaslardan dolayı hareket oldukça yavaştır.                                                                                            
   Yukarıda da belirtildiği gibi bazı omurgasız türlerinde hiç iskelet bulunmamasına rağmen  bazı türlerde vücut içinde ya da dışında bulunan iskelet yapıları gelişmiştir.Bu duruma göre hayvanlar aleminde iki çeşit iskelet bulunur.
·         Dış iskelet:Vücudun dışında bulunur.Tüm kabuklu hayvanların(midyeler,istiridyeler,yengeçler,derisidikenliler ve böceklerde görülür) iskeletleri bu gruptadır.
    Dış iskelet bir hücre veya özel hücre grubunun salgıladığı organik ve inorganik maddelerden ya da bunların birleşmesinde oluşur.Genellikle CaCO3 birikmesiyle sertleşmiştir.
    Tatlı sularda bazı bir hücreliler salgıladıkları inorganik maddelerle etraflarına koruyucu bir kabuk yaparlar.
   Midye ve salyangozlarda CaCO tan yapılmış bir kabuk bulunur.Kabuk,ağırlığında dolayı hayvanın hareketini zorlaştırır.Böcekler gibi eklembacaklılarda dış iskelet,deri altından salgılanan ve azotlu  polisakkarit olan organik yapıdaki “kitin”den yapılmıştır.Vücut kasları ile bağlantılı olan kitin hayvanın hareketini engellemez.
   Dış iskelet hayvanları dış etkilerden iyi bir şekilde korur,desteklik sağlar,vücuttan su kaybını önler.Ancak bunların yanında canlıların büyümesini ve hareketini olumsuz etkiler.
   Dış iskelete kaslar iç yüzeyden bağlanmıştır.Üzerinde deri ve kas gibi herhangi bir canlı tabaka bulunmaz.Bu iskelete sahip olan hayvanlar özellikle büyüme dönemlerinde,iskeletlerini değiştirerek daha büyüklerini yaparlar.Bu duruma “kabuk değiştirme”denir.Kabuk değişimi,hayvanını büyümesinin azaldığı veya durduğu olgunluk döneminde görülmez.Kabuk değiştirme salyangoz,midye,istakoz,yengeç ve böceklerde görülür.Ancak bazı midye ve istiridyeler kabuk değiştirmez.
·         İç iskelet: Vücudun iç kısmında bulunur.Üzerinde çeşitli vücut örtüler bulunur.Embriyonik dönemde mezoderm tabakasının faklılaşmasıyla ile oluşan iç iskelet bütün omurgalı hayvanlarda ve bazı omurgasız hayvanlarda bulunur.Bu tip iskelet vücudun içinde bulunduğu için dış iskelet gibi büyümeyi ve hareketi sınırlandırmaz.İç iskelete kaslar dıştan bağlanmıştır.
       Omurgasız hayvanlardan süngerlerde hücreler tam bir doku düzeni göstermemesine rağmen farklı yapılanmaya geçiş görülür.Bu canlılarda hücreler içinde CaCOveya silis gibi maddelerden yapılmış spikül denilen küçük iğne şeklinde buluna yapılar bir çeşit iç  iskelet ödevi görür.
      Ayrıca yine omurgasız hayvanlardan derisidikenlilerde kalkerden,mürekkep balıklarında ise CaCO3 den oluşan iç iskelet benzeri yapılar bulunur.
    Yukarıda da belirtildiği gibi bazı omurgasız hayvanlarda iç iskelet benzeri yapılar bulundurmasına rağmen gerçek bir iç iskelet omurgalı hayvanlarda bulunur.Omurgalı hayvanlarda iç iskeletin en basit şekli ilkel omurgalılardan amfiyoksüslerde görülür.Bu canlılarda iskelet vücudun sırt tarafında “notokord”denilen sırt ipliği şeklinde bulunur.İç iskelet,köpek balıklarında kıkırdaktan,diğer omurgalılarda kemikten yapılmıştır.Omurgalı hayvanlarda embriyo döneminde kıkırdak dokudan oluşan iç iskelet erginlerde yerini kemik dokuya bırakır.Omurgalı hayvanların iç iskeleti kaslarla birlikte hareket sistemini oluşturur.Bu nedenle kas ve kemik gelişlimi doğrun orantılıdır.




İNSANDA İSKELET SİSTEMİ



    Diğer omurgalılarda olduğu gibi insanda da kemik doku kemikleri, kemiklerde vücudun çatısını oluşturan iskelet sistemini oluşturur. İnsan iskeletinde değişik şekillerde olmak üzere 206 kemik bulunur.Ancak bu sayı farklı  kaynaklarda farklı verilebilmektedir.

İnsan İskeletinde Bulunan Kemik Çeşitleri


    İnsan iskeletini oluşturan kemikler, şekillerine göre üç grupta incelenebilir.
·         Uzun kemikler
·         Kısa kemikler
·         Yassı kemikler
     Bu şekilliliğe rağmen bütün kemik çeşitleri, sıkı kemik doku ve süngerimsi kemik doku olmak üzere iki tip kemik dokusundan oluşur.
·         Uzun Kemikler: İki ucu şişkin, silindir şeklinde kemiklerdir. Şişkin olan uçlara kemik ucu, silindir şeklinde olan kısmına da kemik gövdesi denir. Kemik gövdesi çok sıkı yapıdadır.
Ortasında uzunlamasına uzanan ilik kanalı bulunur. Kemik uçları daha gevşek, süngerimsi bir yapı gösterir. Bu yapının boşluklarında da kırmızı ilik bulunur. Kemiğin dış kısmında enine büyümesini ve onarımını sağlayan kemik zarı bulunur.
Uzun kemiklerin baş kısmı başlangıçta kıkırdaktan yapılmış bir tabaka ile kaplıdır. Uzun kemiklerde boyuna uzamayı sağlayan bu tabaka daha sonra kemikleşir. Bu kemikleşmeden sonra kemiğin boyuna büyümesini alttaki eklem kıkırdağı üstlenir.
Uzun kemiklere örnek olarak; ön kol,dirsek,pazı,uyluk,kaval ve baldır kemikleri verilebilir.

·         Kısa Kemikler: Bütün uzunlukları hemen hemen birbirine eşit olan kemiklerdir.Dıştan kemik zarı ile sarılmıştır.Kemik zarının altında sert kemik,ortada ise süngerimsi kemik bulunur.Süngerimsi kemik içinde kırmızı ilik bulunur.Kısa kemiklerde ilik kanalı bulunmaz.El bileği ve ayak bilekleri bu kemiklere örnek verilebilir.

·         Yassı Kemikler:Kalınlığı,uzunluğundan ve genişliğinden çok daha az olan kemiklerdir.Bu tip kemiklerin anatomik yapısı kısa kemiklerde olduğu gibidir.Kafatası kemikleri,kürek kemikleri,kaburga ve kalça kemikleri yassı kemiklere örnek verilebilir.

  İSKELETİN KISIMLARI


İnsanın iskelet sistemi,diğer omurgalılarda olduğu gibi üç kısımda incelenir.
·         Baş iskeleti
·         Gövde iskeleti
·         Üyeler iskeleti

1.BAŞ İSKELETİ


   Baş iskeleti, kafatası ve yüz iskeleti olmak üzere iki kısımda incelenir. Baş iskeletinde toplam 22 kemik bulunur. Bunların 8’ i kafatasında, 14’ü   yüz iskeletinde yer alır.
   Kafatası, beyni çevreleyen yassı kemiklerden oluşur. Bu kemikler oynamaz eklemlerle birbirine sıkıca bağlanmıştır. Ancak yeni doğmuş bebeklerde kafatası kemiklerin çoğu ince ve yumuşak olup, birbiriyle kaynaşmamış durumdadır.
    Birbiri ile kaynaşmaları doğumdan iki yıl sonra tamamlanır. Kafatasında sadece omurilik ve sinirlerin çıkmasını sağlayan delikler bulunur. Kafatası kemiklerinin temel görevi beyin ve beyincik gibi önemli sinir merkezlerini çevrelemek ve korumaktır.
    Yüz iskeletini oluşturan kemikler ağız  burun boşlukları ile göz çukurlarını çevreler. Yüz iskeletini oluşturan kemiklerden sadece alt çene kemiği oynar  bir eklemle üst çeneye bağlanmıştır.

2.GÖVDE İSKELETİ


   Gövde iskeleti; omurga,kaburgalar, göğüs kemiği,omuz ve kalça kemiklerinden oluşur.
   Omurga vücudun gövde kısmında bulunur ve üst üste dizilmiş 33 tane omur adı verilen kemikten oluşur. Omurganın üst ucu baş,alt ucu ile ise leğen kemiğine bağlanmıştır.Her omurda iki yan çıkıntı,bir dikensi çıkıntı,omur cismi,omur deliği,omur yayları ve eklem çıkıntıları bulunur.Eklem çıkıntıları bir omurun altta ve üstte olan omurlarla eklem yapmasını sağlar.İki omur arasında,kıkırdaktan yapılmış omurlar arası yastık(diskler) bulunur.Bu yastıklar hareket sırasında omurların sürtünerek aşınmasını sağlar.Bu diskler yerinden oynarsa omurilik sinir kayan diskle omur arasına sıkışır ve ağrı duyulmasını neden olur.Bu durum bel fıtığı olarak isimlendirilir.
    Omurga; boyun,sırt,bel,sağrı ve kuyruk bölgesi olmak üzere beş bölgeden meydana gelmiştir.
   Göğüs kemiği,vücudun göğüs bölgesinde bulunan,üst kısmı geniş,aşağıya doğru sivrilen yassı bir kemik olup üç kemiğin birleşmesinden oluşmuştur.Göğüs kemiği kaburgalar ve köprücük kemikleri ile eklem yapar.Göğüs kemiği ve kaburgalar göğüs kafesini oluşturur.Göğüs kafesi,iç organları korur.Göğüs kafesinde;sağda ve solda olmak üzere 12 çift kaburga kemiği bulunur.Bu kemikler ince,uzun,yassı ve yay şeklindedir.Hepsi arkada sırt omurlarına eklem yaparak bağlanmıştır.
   Her omuz kemerinde iki kemik bulunur. Bunlar kürek kemiği ve köprücük kemiğidir. Kürek kemiği yassı ve üçgen şeklinde bir kemiktir. Köprücük kemiği omuzun önünde, omuz ile göğüs arasında köprü bir kemik olup,uçları göğüs ve kürek kemikleri ile eklem yapar.
   Kalça kemeri; arkadan sağrı omurlarına bağlanmış kalça, oturga ve çatı kemiklerinden oluşur. Bu kemiklerin meydana getirdikleri boşluğuna leğen boşluğu denir.
                   

3.ÜYELER İSKELETİ


    Üyeler iskeleti, kol ve bacak kemiklerinden meydana gelmiştir.Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi her kol iskeletinde 30 kemik bulunur.
            Kol kemikleri                                               El kemikleri   

    Pazu kemiği            (1)                                              El   bilek kemikleri (8)                                                                                   
   Ön kol kemiği         (1)                                              El tarak kemikleri         (5)

   Dirsek kemiği         (1)                                             El parmak kemikleri     (14)

Bacak kemikleri otuzar tane olup, bunlar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
   Bacak kemikleri                                                                 Ayak kemikleri

Uyluk kemikleri    (1)                                                        Ayak kemik bilekleri         (7)

Diz kapağı             (1)                                                         Ayak tarak kemikleri         (5)

Kaval kemiği         (1)                                                          Ayak parmak kemikleri    (14)

Baldır kemiği       (1)


      Bacaklar uyluk kemikleri ile kalça kemerine bağlanmıştır.  Uyluk kemiği vücudun en uzun ve en sağlam kemiğidir. Üstte, yuvarlak ucuyla kalçadaki eklem çukuruna bağlanır. Bacağın alt kısmında önde yer alan kemiğe kaval kemiği,arkada bulunan kemiğe ise baldır kemiği denir.

           

                                                                                                                                                                            

EKLEM YAPISI VE ÇEŞİTLERİ


      İki ya da daha çok kemiğin birbirine bağlanması ile meydana gelen yapıya “eklem” denir. Eklemler destek ve hareket sisteminin yapılarından olup, hareket durumlarına göre üç grupta incelenirler.
1.      Oynamaz eklemler
2.     Yarı oynar eklemler
3.     Oynar eklemler

1.Oynamaz eklemler


    Bu tip eklemlerde kemikler, arada boşluk bırakmadan sıkı bir şekilde testere dişi gibi girinti ve çıkıntılarla birbirine bağlanmıştır. Bu tür eklemlere kafatası, yüz kemikleri, sağrı ve kuyruk omurları arasındaki eklemler örnek verilebilir.



       

 

 

 

 

   2.Yarı oynar eklemler

    Hareketleri sınırlı olan eklemlerdir. Eklem yüzeyleri eklem bağları ile birbirine bağlanmıştır. Yarı oynar eklemlere ya da az oynar eklemlere boyun, sırt, bel omurları örnek verilebilir.

 

 

       

 

 

  

 

3.Oynar eklemler


     Oynar eklemler canlıya geniş hareket imkanı sağlar. Bu nedenle vücudun hareket görevini üstlenmiş eklemler bu tiptir.Bu tür eklemlere kol ve bacaklarda bulunan eklemler örnek olarak verilebilir.Eklem boşluğu  ya da eklem kapsülü sinovial zar ile astarlanmıştır.Bu zarın oluşturduğu yumurta akına benzeyen sıvıya ise sinovial sıvı denir.Bu sıvı eklemde kayganlık sağlayarak sürtünmeyi azaltır.
    Eklem kıkırdağı, eklem kapsülü, eklem bağları, eklem boşluğu,eklem sıvısı,oynar eklemin temel yapısını oluşturur.Bu yapılar eklemin sağlamlık kazanmasını ve kolay hareket etmesini sağlar.

KAS SİSTEMİ


   Kas hücreleri kasılma etkinliği gösterebilen hücrelerdir. Kas hücrelerinin içinde kasılıp-gevşeme özelliği gösteren ince ipliksi proteinler bulunur. Bunlara “miyofibriller” denir.
Kas sisteminin özellikleri;
·         Uyarıları kendi bünyesi içinde, bir uçtan diğer uca iletir.
·         Uyarılara kasılma ya da gevşeme şeklinde tepki gösterir.
·         Hareketi sağlar.
·         Eklemleri birbirine sağlar.
·         İç organlara desteklik sağlar.


KAS DOKUSUNUN ÇEŞİTLERİ


   Embriyonun mezoderm tabakasından oluşan kaslar, kendilerini oluşturan liflerin,morfolojik,fizyolojik özelliklerine ve vücutta bulundukları yere göre üç grupta incelenir.
  • ·       Düz kaslar 
  •      Çizgili kaslar
  •       Kalp kası

1.Düz Kaslar


    Sindirim kanalı,idrar kesesi,çeşitli kanallar ve diğer iç organ duvarlarındaki kas tabakalarını oluşturur.Düz kas hücreleri ince,uzun ve genellikle uçları sivridir.Miyofibriller bantlı yapı göstermez.Bu tip kaslar,istemsiz hareket eden ve otonom sinirlerle kontrol edilen kaslardır.
   İskelet kası hücreleri sadece bir sinir teli tarafından donatılır ve sinir impulsu tarafından uyarılınca, kasılıp,kendilerine implus gelmediği zaman gevşerler.Bunun aksine,düz kas hücreleri genellikle iki sinir teli alırlar.Bunlardan biri sempatik sistemden diğeri parasempatik sistemden gelir.Kas,bunlardan birinin uyarması ile  kasılırken,diğerinin  uyarması ile kasılması inhibe olur.
   Çizgili kaslarla düz kaslar arasında daha başka farklılıklar da vardır:
·         İskelet kasının kasılması daha hızlıdır, fakat düz kas daha uzun süre kasılı kalır.
·         İskelet kası elektriksel uyarıma düz kastan daha duyarlıdır. Düz kas ise kimyasal uyarıma daha duyarlıdır.

·         En önemlisi ise düz kas yavaş, fakat enerji bakımından verimlidir.Yani aynı güçteki bir bakımından verimlidir.Yani aynı güçteki bir kasılma için iskelet kasının kullandığı ATP nin %10 unu kullanır.


2.Çizgili Kaslar


    İskelet sistemine bağlı kaslardır.Bu nedenle iskelet kası olarak da isimlendirilir.İstemli çalıştıkları içinde iskelet sistemiyle birlikte vücudun hareketini sağlar.Omurgalı vücudunda en fazla çizgili kas bulunur.
     Çizgili kas hücrelerinin sarkoplazmasında bulunan miyofibriller hücrenin uzun eksenine paralel olarak uzanır ve düzenli aralıklarla enine bantlaşmalar gösterirler.Her miyofibril,ince protein moleküllerinden oluşan iplikçilerinden meydana gelmiştir.
    Kasılabilir özellikteki bu iplikçiklerin bileşinlerini “aktin” ve “miyozin” denilen iki protein oluşturur. Bunlar mikroskop altında bakıldığında bantlı yapıda görülürler.Çizgili kas liflerinin ışığı az kıran açık renkli bölgelerine izotrop bant ya da “I bandı” denir.I bandını ortasındaki ince koyu bölgelere ise “Z bandı”  ya da Z çizgisi denir.
     Miyofibril boyunca iki Z çizgisi arasında kalan bölgeye “sarkomer” adı verilir. Kas liflerinin ışığı çift kıran koyu renkli bölgelerine “A bandı”denilir. A bandının orta kısmında yalnız miyozin çubuklarının bulunduğu bölge daha açık renkli görülen bilgiye “H bandı”denir.

     3.Kalp Kası


   Kalbi oluşturan kas dokusunu hem çizgili kasın hem de düz kasın bazı özelliklerini taşır. Hücre gövdesi,çizgili kas hücrelerinde olduğu gibi düzgün silindir biçiminde olmayıp düzensizdir.Çizgili kas hücrelerine göre daha az sayıda miyofibril içerirler.Kasılıp gevşeme hızı düz kaslardan daha hızlı,çizgigli kaslardan daha yavaştır.



 KASLARIN UYARILMASI


    Çizgili kasların uyarılması beyin ve omurilikten gelen motor nöronlar aracılığı ile düz kasların uyarılması ise otonom sinir merkezlerinden gelen motor nöronlar aracılığı ile olur.Kaslar doğruya elektriksel uyarılma ile kasılabilirler.Dolayısıyla ile kas teline birden fazla sinir teli uzatılmak sureti ile kasın aynı zamanda bir bütün olarak uyarılması sağlanır.

 KASILMA MEKANİZMANIN MEKANİĞİ

     Kaslıma sırasında,
  •  Z bantları arasında mesafe kısalır.
  •  I bandının boyu kısalır.
  • A bandının boyu değişmez.
  •  H bandı görünmez duruma gelir.
  • Kasın hacmi değişmez.
                      

KASILMANIN KİMYASAL İŞLEYİCİ


   Kasılmanın sağlanabilmesi için her şeyden önce ATP enerjisi gereklidir.Yüksek derişimdeki Ca++ iyonları, miyozin üzerinde bulunan ATP enzimini aktif hale getirerek ATP nin hidrolize edilmesine ve sonuçta ADP ile enerji açığa çıkmasına neden olur.Kas gevşemesi,hücre arası kalsiyum iyon derişiminin azalması ile olur.
     Sonuç olarak ATP,hem kasın kasılmasını hem de gevşemesi için gereklidir.Ölmüş bir canlının hemen çıkarılan bir kası,bol oksijen bulunan bir ortama konulursa katılaşma görülmez.Bu durum ölüm sertliğinin oksijen yetersizliğine bağlı olarak kaslarda ATP üretilmemesinden kaynaklandığını gösterir.


KAS ENERJİSİNİN SAĞLANMASI

    Yalnız kas hücresinde bulunan ve ATP den 20 kat daha fazla miktarda olan kreatin fosfat tan enerji sağlanır.
ATP + Kreatin= ADP+Kreatin fosfat

    Normal kas faaliyetlerinde kasların ihtiyaç duyduğu enerji oksijenli solunumla karşılanır. Hızlı kas faaliyetleri sırasında ise kasa yeterli oksijen gitmez bu durumda gerekli enerji oksijensiz solunumla sağlanır.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder